Baş Çene Pozisyonu Neden Verilir? İşte O Sorunun Cevabı, Ama Önce Bir Kahve Alalım
Sabah kahvemi içtim, gözlerim hala uykulu… ve derin düşüncelerle dolu
İzmir’in o sıcacık, nemli sabahlarında, bir kahve alıp balkonuma çıkıyorum. Sabah güneşi, bir şekilde zihnimin etrafındaki sis bulutlarını dağıtıyor ve aniden bir soru ortaya çıkıyor: “Baş çene pozisyonu neden verilir?” Tamam, biliyorum, biraz garip bir soru olabilir ama ne bileyim, bazen işler öyle bir hal alıyor ki, durup gerçekten önemli olmayan ama kafamı kurcalayan sorulara takılıyorum. Yani, kimse de demiyor ki “Hadi, baş çene pozisyonunun mantığını çöz!” Ama işte ben böyle bir insanım, soruları kafamda kıvama getirene kadar içim rahat etmiyor.
Baş çene pozisyonu deyince herkesin kafasında farklı bir şeyler canlanabilir. Hadi bir örnek vereyim. Geçen hafta arkadaşım Arda ile bir restoranda buluştuk. Arda, benim sağ kolum olur; yemek yerken muhabbet ederken birden absürd sorular sormayı sever. Bir anda tam da yediğimiz pizza parçalarının ortasında bana bakarak dedi ki: “Ya, baş çene pozisyonu nedir, aslında ne zaman verilir?” Sadece pizza değil, karnımda bir de soğuk soğuk bir tuhaflık başladı.
Baş Çene Pozisyonu: Hangi Durumlarda, Ne Zaman, Neden?
Şimdi, biraz derinlemesine girersek, baş çene pozisyonu aslında çoğunlukla vücut dilini doğru kullanmanın bir parçası olarak karşımıza çıkar. Ama tabii, hemen de demeyin “Aaa, o ne ya, kimse başını çenesine koymaz!” diye. Hadi, bir düşünelim. Baş çene pozisyonu, bir insanın kendini üstün veya net bir şekilde ifade etmek istediği bir andır.
Örneğin, topağın ortasında hakem takım kaptanına bir şey anlatıyor, başka bir oyuncu ise kafasını hafifçe yukarı kaldırıyor. İşte o hareket, aslında “Ben buradayım, bu işin lideriyim!” demek gibi bir şeydir. Ama burada önemli olan, bu pozisyonu verirken karşındaki kişiye değil, aslında senin vücut diline odaklanman gereklidir.
Düşünsenize, bir toplantıda, patronun baş çene pozisyonunda biri olarak karşınıza çıkıyor. Bu insanın kendine güveni, “Bir sorun mu var?” diyerek tavrıyla tam da sizin karşınıza dikiliyor. Hani böyle, hiç taviz vermez bir hâlde. Benim de kahvemi içip bir yudum alırken içimden şöyle bir şey geçiyor: “Acaba baş çene pozisyonunu vererek her şeyi düzeltebilir miyim? Yani hayatımı biraz daha yönetilebilir kılabilir miyim?”
“Beyler, Ne Yapıyoruz? Baş Çene Pozisyonu!”
Bazen ofiste de böyle oluyor. Bir toplantıda herkes fikrini söylerken, ben kendi içimde sürekli olarak “Bu ne biçim liderlik ya!” diye söylenirken, en sonunda pat diye kafamı dikleştirip, başımı hafifçe çeneme doğru itiyorum. O anda herkes susuyor. İşte bu, baş çene pozisyonunun bir başka anlamı: O anki duygunun, bir şekilde insanları yönetme gücü! Ama tabii, biraz da boş bir gösteriş olabilir. Gerçek liderlik, gerçekten içsel bir öz güvenle gelir, baş çene pozisyonu sadece bir dışa vurumdur. Hani “Görünüşe aldanma!” dersiniz ya… O işte.
Arda’ya dönüp birden dedim ki: “Biliyor musun, baş çene pozisyonu aslında bana hep duygusal bir yük gibi gelir. Kendini baskın hissetmek isteği var ya, içsel bir güvenle gelir, ama bazen de sadece bir tiyatrodur.” Arda gözlüklerini takarak “Evet, ya! Bir liderin arkasındaki güven duygusu değil mi zaten?” dedi. O an, bir anlık baş çene pozisyonunun sırrını çözdüm sanki. Arda başını eğip pizza diliminden bir ısırık alırken, ben de içsel bir gülümseme ile başımı hafifçe kaldırdım.
Bir Kahve Daha Alalım, Hadi
Baş çene pozisyonu hakkında düşündükçe, aslında her insanın içinde bu gücü bir şekilde taşımak istediğini fark ediyorum. Hani bazen kendimizi ortaya koymak, göstermek isteği duyuyoruz ya… Baş çene pozisyonu, bazen sadece başı yukarı kaldırmak değil, aslında bir anlamda “Ben buradayım!” demenin bir yolu. O kadar basit ve doğal bir hareket ki, farkında bile olmadan yaptığımızda bile kimse anlamaz.
Beni izleyen arkadaşlarım, genellikle benim esprilerime takılmayı severler. Ama baş çene pozisyonu o kadar yaygın bir şey ki, günün sonunda kimse birisinin gerçekten ne hissettiğini anlamaz. O yüzden arada sırada küçük bir bakış, başını hafifçe yukarı kaldırarak “Bana bak, ben şu an liderim!” demek, baş çene pozisyonunun aslında ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor.
Sonuç: Baş Çene Pozisyonu, Bir Sembol Müdür?
Evet, baş çene pozisyonunun bir sembol olduğunu kabul etmek zorundayız. Ama sonuçta, ne olursa olsun, bu hareket bir içsel dengeyi, özgüveni ve bazen de biraz da ukalalığı ifade eder. Yani, baş çene pozisyonu neden verilir? Cevap basit: Kendi gücümüzü ve duruşumuzu göstermek için.
Arada sırada yaptığım gibi, bazen başımı yukarı kaldırıp, içimden “Bunu hak ettim!” diyerek, baş çene pozisyonunun anlamını daha iyi anlıyorum. Hadi, şimdi bir baş çene pozisyonu verip bu yazıyı sonlandırayım: “Hayat, baş çene pozisyonlarıyla doludur!”