Bir araştırmacı olarak kalemimi elime alıp, bireylerin ve toplumsal yapıların teknolojik üretimle nasıl iç içe geçtiğini düşündükçe, bazen bir araçtan çok daha fazlasını görüyorum — bir sembolü, bir toplumsal işlevi, bir gücü. Bugün konuşacağımız araç ANKA‑3; ama aslında bu araç üzerinden, toplumsal normları, cinsiyet rollerini ve kültürel pratikleri de birlikte düşüneceğiz.
ANKA‑3 hangi firma yapıyor?
ANKA‑3, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından geliştirilen bir insansız muharip hava aracı projesidir. [1] Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayii içindeki yerini güçlendirme amacıyla üretilmiştir. Bu teknik açıklama bir kenara, bu üretim faaliyeti içinde toplumsal yapıların ve bireylerin rollerinin nasıl şekillendiğini anlamak için derinleşebiliriz.
Toplumsal normların üretim alanına yansıması
Üretim süreçleri ve savunma sanayii gibi yüksek teknoloji odaklı alanlar, genellikle “yapısal işlevler”i üstlenen bir toplumsal grup tarafından domine edilir. Erkeklere atfedilen ‘mühendislik’, ‘strateji’, ‘güç’ gibi kodlar burada sıkça karşımıza çıkar. ANKA‑3’ü üreten firma TUSAŞ’ın bünyesinde teknik kadrolar, mühendisler, üretim hatları… tüm bunlar “yapı” tarafını temsil eder. Bu bağlamda, erkekliğin “yapısal işlevlere” yöneliminde bir örnek görülebilir.
Öte yandan, teknoloji üretiminin arka planında ilişkisel bağlar da önemli bir yer tutar: ekip çalışmaları, alt tedarikçilerle işbirlikleri, kurum‑kurum arası ilişkiler. Bu tür ilişkiler, kadınların genellikle toplumsal olarak biçimlendirildiği “ilişkisel bağlar” alanına benzer bir şekilde değerlendirilmelidir. Örneğin, bir savunma sanayii projesinde sadece mühendislik kısmı değil, lojistik, iletişim, kalite güvence gibi alanlar da vardır. Bu alanların içinde, kadınların görünürlüğü ve katılımının artması toplumsal normları yeniden ele almamıza fırsat verir.
Cinsiyet rolleri ve teknoloji üretimi bağlamında
Erkeklerin yapısal işlevlere odaklanması şu şekilde okunabilir: TUSAŞ gibi bir kurumda ANKA‑3’ün planlanması, gövde tasarımı, motor entegrasyonu gibi “yapı” gerektiren işler, tarihsel olarak erkeklerin ağırlıklı olduğu iş alanları olmuştur. Bu durum, toplumsal olarak erkekliğe yüklenen “inşa etme”, “kurma”, “kontrol etme” gibi rolleri yansıtır. Bir mühendis ekip lideri, üretim hattı şefi veya test pilotu gibi görevler bu işlevsel boyuta denk gelir.
Kadınların ilişkisel bağlara odaklanması ise üretimde ve kurum içi organizasyonda, “koordinasyon”, “iletişim”, “destek” gibi alanlarda değerlendirilebilir. Örneğin, proje yönetimi, alt tedarikçi yönetimi, kalite güvence, insan kaynakları gibi roller teknoloji üretim sürecinde çok kritik ancak görünürlüğü farklıdır. Bu roller, toplumsal olarak daha “ilişkisel”, “bağ kurma” yönüyle tanımlanmıştır; kadınların bu alanlarda artan görünürlüğü, savunma sanayii gibi geleneksel olarak erkek‑yoğun bir alanda normları dönüştürme potansiyeli taşır.
Kültürel pratikler ve savunma sanayii
“Yerli ve milli” söylemleriyle birlikte ANKA‑3 projesi, bir ulusal kimlik üretimi pratiği olarak da okunabilir. Bu kültürel pratik, teknolojiye ve savunma kapasitesine yönelik toplumsal beklileri yansıtır. Bu bağlamda, erkeklerin “militarize güç” üretiminde yer alması, kadınların ise belki dolaylı olarak bu sürecin toplumsal kabulünü sağlayan ilişkisel bağlarda olması gibi bir pratik kurulmuş olabilir.
Aynı zamanda, teknoloji üretiminin meşruluğu da toplumsal olarak inşa edilir. Bir savunma sanayii projesi topluma anlatılırken, “ülkenin gücü”, “bağımsızlık”, “gelecek” gibi metaforlar kullanılır. Bu anlatı, erkek‑erkekliği ve kadın‑ilişkiselliğini farklı biçimlerde besleyebilir. Örneğin, erkek mühendis = “ülkenin savunmasını inşa eden”, kadın modu = “destekleyen / bağ kuran”. Bu tür kültürel pratiklerin her biri normatif rollerle ilişkilidir.
—
Bu yazıyı bitirirken, siz değerli okuyucuya bir davet yapmak isterim: Teknoloji üretiminin arka planında yatan toplumsal normları ve bireylerin rollerini göz önüne alarak düşündünüz mü? ANKA‑3 gibi bir proje üzerinden erkeklerin ve kadınların hangi roller üstlendiğini kendi deneyimlerinizle nasıl karşılaştırırsınız? Örneğin, bir mühendislik projesinde ya da kurum içi organizasyonda siz bir “yapı” rolü mü üstlendiniz yoksa “ilişkisel bağ” rolü mü? Bu tür projeler toplumsal yapıları nasıl dönüştürüyor sizce?
Anahtar Kelimeler (SEO için): ANKA‑3, TUSAŞ, Türk savunma sanayii, insansız hava aracı, cinsiyet rolleri, toplumsal normlar, kültürel pratikler, erkeklik, kadınlık
Okuyucuların bu teknolojik üretim süreçlerini yalnızca teknik yönden değil, toplumsal ve kültürel bağlamda da değerlendirmesini umuyorum.
—
Sources:
[1]: https://www.tusas.com/urunler/iha/operatif-stratejik-iha-sistemleri/anka-III?utm_source=chatgpt.com “ANKA III – TUSAS”