İçeriğe geç

Lahit mezar ne kadar derinde olur ?

“Lahit mezar ne kadar derinde olur” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Lako olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Lahit mezar ne kadar derinde olur? Kayseri’de Kazı Tozunun İçinde Kalan Bir Hikâye

“Lahit mezar ne kadar derinde olur” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.

Bazı sorular vardır, insanın aklına bir kez düşer ve orada kalmaz; içini kazır, genişler, büyür. “Lahit mezar ne kadar derinde olur?” sorusu da benim için tam olarak böyle bir şeydi. İlk duyduğumda basit bir teknik merak gibi gelmişti ama zamanla bunun sadece bir derinlik sorusu olmadığını, insanın kayıplarla, geçmişle ve kendi içindeki boşlukla ilgili olduğunu anladım.

Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı seviyorum; çünkü bazı şeyleri sadece düşünmek yetmiyor, yazınca biraz daha gerçek oluyor. Ama bazı şeyler yazınca da geçmiyor. İçinde kalıyor.

Bu hikâye de öyle bir şey.

Toprağın altına ilk kez bu kadar yaklaştığım gün

İlk kez bir kazı alanına gittiğim günü hatırlıyorum. Üniversiteden bir tanıdık sayesinde kısa süreli bir arkeoloji çalışmasına dahil olmuştum. Açık söyleyeyim, başta romantik bir heyecan vardı içimde. Eski taşlar, tarih, gizemli hikâyeler… Sanki Indiana Jones değilim ama onun Kayseri şubesi gibi hissediyordum.

Ama gerçek çok daha sessizdi.

Sabahın erken saatleri, hava serin. Toprak kokusu burnuma doluyor. Ellerimde eldiven, önümde bir alan ve sürekli aynı dikkatli ses:

“Yavaş… katmanı kaçırma.”

O an içimden geçen tek şey şuydu:

“Bu iş düşündüğüm kadar romantik değil.”

Sonra biri, yanımdaki tecrübeli görevliye sordu:

“Hocam, Lahit mezar ne kadar derinde olur?”

Adam durdu. Küreğini toprağa sapladı. Bir saniye sustu.

“Değişir,” dedi. “Ama bazen düşündüğünden daha yakın olur.”

O cümle o gün içime küçük bir taş gibi düştü.

Derinlik sadece metre değildir

İlk günler sadece çalışıyordum. Toprak taşıyor, taşları temizliyor, ölçü alıyordum. Ama her katmanla birlikte içimde de bir şey açılıyordu.

Bir gün defterime şunu yazmışım:

“Toprak katman katman. İnsan da öyle mi acaba?”

O dönem çok net bir kaybım yoktu ama içimde garip bir ağırlık vardı. Sanki bir şey olacakmış da ben hazırlık yapıyormuşum gibi.

Akşam eve döndüğümde annem çay koydu.

“Nasıl iş?” dedi.

“Derin,” dedim.

Güldü.

Ben gülmedim.

Çünkü o an “derin” kelimesi sadece metreyi anlatmıyordu.

Lahit mezar ne kadar derinde olur? Sorunun değiştiği an

Bir hafta sonra alanın başka bir noktasında çalışıyorduk. Toprak daha sertti. Her kürek darbesi biraz daha dikkat istiyordu. O gün güneş çok sert değildi ama hava ağırdı.

Bir anda ekipten biri elini kaldırdı.

“Durun.”

Herkes sustu.

O sessizlik var ya… insanın içini büyüten türden bir sessizlik.

Toprağın altında düzgün bir taş formu ortaya çıkmaya başlamıştı. Hepimiz daha dikkatli kazmaya başladık.

Ben o an yine sordum, ama bu kez sesim daha farklıydı:

“Lahit mezar ne kadar derinde olur?”

Yanımdaki kişi gözünü topraktan ayırmadan cevap verdi:

“Bazen bir insanın hatırasından bile daha yüzeyde.”

O an boğazımda bir şey düğümlendi.

Çünkü ilk kez şunu düşündüm:

Bazı şeyler gerçekten derinde değil. Biz sadece görmek istemiyoruz.

Gece yazdığım günlük ve içimdeki boşluk

O gece eve döndüğümde çok yorgundum ama uyuyamadım. Günlüğümü açtım.

Şöyle yazmışım:

“Bugün toprağın altına yaklaştım ama kendime uzaklaştım.”

Sonra durup eklemişim:

“İnsan bir şeyi kazarken aslında kendini mi arıyor?”

O sırada Kayseri’nin gece sessizliği vardı. Pencere açık, hafif bir rüzgâr. Şehir sakin ama içim değil.

Bir anda aklıma dedem geldi.

Onu kaybettiğimiz gün çok net hatırlıyorum. Kimse yüksek sesle ağlamıyordu ama herkesin içinde bir şey kırılıyordu. Ben o zaman güçlü durmaya çalışmıştım. Ama şimdi düşünüyorum da, belki de o kırık hâl hâlâ içimde bir yerde duruyor.

Ve o gün ilk kez gerçekten hissettim:

“Bazı soruların cevabı bilgi değil, duygu.”

Bir taşın hikâyesi ve içimde büyüyen ağırlık

Kazı ilerledikçe lahit ortaya çıkmaya başladı. Taş yüzeyi yıpranmıştı ama hâlâ bir düzen, bir özen vardı. Sanki biri binlerce yıl önce “burada bir hayat vardı” demişti ve bunu taşla mühürlemişti.

Ben o an sadece baktım.

Hiç konuşmadım.

Yanımdaki arkadaş fısıldadı:

“Bunu kim yaptı acaba…”

Ben içimden düşündüm:

“Kim yapmadı ki?”

Çünkü aslında mesele mezarın kim tarafından yapıldığı değildi. Mesele, birinin bir zamanlar burada bir hayat bırakmış olmasıydı.

Ve ben o an şunu hissettim: hayal kırıklığı değil ama tuhaf bir eksiklik.

Sanki geçmiş, bana çok uzakta değilmiş gibi.

Küçük bir an: toprak ve insan arasındaki fark

Bir ara küreği bıraktım. Ellerime baktım.

Toprak tırnak aralarına girmişti.

Yanımdaki arkadaş:

“Alışırsın,” dedi.

Ben:

“Toprağa mı?”

O güldü.

Ben gülmedim.

Çünkü ben toprağa değil, o sorunun içine alışıyordum:

Lahit mezar ne kadar derinde olur?

Ve her gün cevabın değiştiğini fark ediyordum.

Derinlik değişmiyorsa, insan değişiyordur

Kazının son günlerine doğru artık sadece fiziksel bir iş yapmıyordum. İçimde başka bir süreç başlamıştı.

Her katman bana bir şey söylüyordu:

– Bazen geçmiş sandığından yakın

– Bazen kayıp sandığından ağır

– Bazen de cevap sandığından sessiz

Bir gün mola sırasında oturduk. Çay içiyoruz.

Bir arkadaş dedi ki:

“Bunun altından ne çıkacak acaba?”

Ben cevap vermedim.

Çünkü içimden geçen şey şuydu:

“Belki de çıkan şey biziz.”

Kayseri’nin soğuğu ve içimde kalan sıcaklık

Kazı bittiğinde hava soğumaya başlamıştı. Kayseri’nin o sert ama temiz soğuğu. Eller cebimde yürürken uzun süre konuşmadım.

O gün eve dönerken şunu fark ettim:

Artık “Lahit mezar ne kadar derinde olur?” sorusu benim için bir bilgi sorusu değildi.

Bu, bir yaşam sorusuydu.

Çünkü derinlik artık metre değil, zaman olmuştu.

Ve zaman, toprağın içinde değil, insanın içinde birikiyordu.

Son günlüğüm: cevap değil, his kaldı

O gece defterime son bir şey yazdım:

“Bazı şeyleri kazınca bulmuyorsun. Sadece daha çok hissediyorsun.”

Sonra uzun süre kalemi bıraktım.

Çünkü bazen insanın en doğru cümlesi, devam etmeyişidir.

Ve şimdi geriye dönüp baktığımda şunu biliyorum:

O gün sadece bir lahit mezar öğrenmedim.

Aynı zamanda kendimin ne kadar derinde durduğunu da fark ettim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://hazera.com.tr https://gundemekspres.com.tr https://radyoumut.com.tr Sitemap
ilbet güncel giriş